Festival, ‘festi’yok!

Haberin Devamı

HEMEN hemen her gün teröre kurban verdiğimiz bugünlerde festival yapmak ne kadar doğru, ne kadar yanlış. Kimi, ‘Zaten onların istediği bizleri tedirgin etmek, huzursuz etmek neden programlarımızı bozalım’ diyor.
Kimi, ‘Bu kargaşa ortamında varsın çalgı çengili festivallerimiz de olmasın’ diyor.
Suruç katliamı sonrası ilk açıklamayı AKP Sözcüsü Beşir Atalay yaptı. Parti örgütüne ve belediyelere eğlence programlarının iptal edilmesi yönünde talimat gönderildiğini açıkladı. İlk iptal kararını Çorum aldı; uluslararası 35. Hitit Fuarı ve Festivali iptal edildi. Daha sonra Silivri Topatan Kavunu ve Bamya, Samsun 33. Halk Dansları Festivali, Dikili Kültür ve Sanat, Denizli Kale Biber Festivali; İzmir Büyükşehir’in kendi ilçelerinde temmuz sonundaki etkinlikleri iptal edildi. Ayrıca önümüzdeki hafta Tunceli Munzur, Kültür ve Doğa, Erzincan Eğin, Malatya Kayısı, Adıyaman Çiğköfte Festivali, Tokat Erbaa, Konya Derbent, Zonguldak’ın Gülünç beldesi, Sivas, Gürün ve Koyulhisar, Uşak’taki etkinliklerin halk konserleri de yapılmayacak. Sadece belediye başkanları festivallerini iptal etmiyordu.
Bazı sanatçılar da bu yıl düzenleyecekleri bütün konserleri iptal ediyordu. Örneğin, Serdar Ortaç Twitter hesabından “Yaşadığımız bu vahim olay sonrası tüm konserlerim ve eğlence organizasyonlarım ertelenmiştir” mesajını paylaştı.
Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün ise bütün bu kararı alanların aksine bu yıl 16’ncısı düzenlenecek Uluslararası Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali’nde herhangi bir değişiklik yapmadı ve bütün konserlerin yapılacağını açıkladı. Böylece yarın akşam Şebnem Ferah, çarşamba Sevval Şam ve cuma Mazhar& Fuat&Özkan (MFÖ) Büyükçekmece’de konser verecekler. Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün gibi siyasiler ise zaten terörün amacı bizlerin huzurunu kaçırmak, onların isteklerini gerçekleştirmeyelim, oyuna gelmeyelim, diye açıklamalarda bulunuyordu. Gerek sosyal medyadan gerek farklı ortamlarda da bu durumlara tepki gösterenlerimiz de iki ayrı fikirdelerdi.
Kimi, ‘Bu şartlarda konser-eğlence düzenlemenin şehitlerimize saygısızlık olduğunu’ dile getiriyordu.
Kimi ise, ‘Biz büyük bir ülkeyiz, hayatlarını kaybedenlere saygımız büyük ancak hayat devam ediyor’ diyerek terörün moralimizi bozmasına müsaade etmeyelim diyordu.
Bu ülke çok sıkıntı çekti de, ama son yıllardaki bir başka akıl dışı işler galiba.
Mehmet MERT

Haberin Devamı

Gidecek başka yerimiz yok

Haberin Devamı


Günün sözü

-“Böyle bir zamanda terör karşısında paniğe kapılmaktan çok, örgütlenmeyi ve dik durmayı öğrenmeliyiz. Gidecek ve kaçacak yerimiz yok. Burada oturmak ve belayı burada defetmek zorundayız. Hiç kuşkusuz bunu sağlayacak kuvvet de ön planda hükümet, ordu ve seçtiğimiz siyasi partilerdir. Kaç gündür genç polislerimiz, subay ve astsubaylarımız şehit ediliyor, bundan dolayı hiddete veya paniğe kapılacak hükümetten çok, soğukkanlı, kararlı ve sorumluluk duyacak bir yönetim lazımdır.”
Prof. Dr. İlber ORTAYLI


18 yıl sonra zam!


15 gündür Almanya’daydım. Wiesbaden Belediyesi açıklama yaptı. Evlerde kullanılan suya 18 yıl sonra % 11 zam yaptı. Bizim Enerji Bakanımız her ay ‘Elektriğe ve doğalgaza zam yok’ diye açıklama yapıyor. Biliyor musunuz, elektriğe son 9 yıldır Wiesbaden’de zam yokmuş.
Nejat TEKİNER

Haberin Devamı

Ağlatılan Anadolu’nun dut politiği...


TUT’da dünyada ilk kez dut bahçesi kuran Kadir Dursun’un Tut’taki gayretinin Anadolu’ya örnek olması dileğiyle şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, yaşadığımız coğrafyada bir zamanlar üretim esaslı ekonominin önemli bir bölümü de dut yaprakları üzerinden yaşam buluyordu. Dut yapraklarına salınan ipek kozaları şeritler halinde ipek tellerine dönüşüyor ve en meşhuru Harput’ta (bugünkü Elazığ) olmak üzere Diyarbakır, Halep, Şam, Musul ve Bağdat’ta dillere destan ipekliler dokunuyordu. Ancak 1901’de Amerika’dan Harput’a cebren konsolos olarak gönderilen Thomas Herbert Norton’la birlikte çok şey değişti. İpek kozalarının dut yapraklarında yuvalanmalarına karşılık üretimi ve üretim esaslı sürdürülebilir yaşamı baltalayarak sömürmek amacıyla sömürgeciler tarafından acımasızca geliştirilen kimlikçi siyasetin kuşatması başladı. Sonuç mu?
Ne yazık ki ‘koruktan helva, dut yaprağından atlas’ yapılan coğrafyamızda üretimi ve insanlığı yok eden kimlikçi siyaset yüzünden zamanla geriye sadece gözyaşı kaldı...
(Dutsever eski bir siyasetçi)

Haberin Devamı


KURU DUT VE PEKMEZ


ADIYAMAN’ın Tut ilçesinde kuru dut ve pekmez üretimi konusunda verdiğimiz rakamları yeniden revize etmek gereği duyduk. Bazı abartılı değerlendirmelerin yerine son bilgiyi Tut Ziraat Odası Başkanı Ahmet Özen’e sorduk. “Tut’ta 25 bin civarında dut ağacı bulunuyor. Yaklaşık 1000 ton dut kurusu, 1000 ton dut pekmezi üretimimiz oluyor. Son yıllarda dut kurusu ve pekmezinin ilgi görmesinden dolayı ilçemize bir o kadar daha dut ağaç dikildi. Önümüzdeki yıllarda üretimimizin iki katına çıkacağını düşünüyoruz.”

Biliyor musunuz?

-GAZİ Üniversitesi Tıp Fakültesi yerleşkesi içerisinde bulunan, hasta ve hasta yakınları ile üniversite personeli tarafından otopark olarak kullanılan ağaçlık alana cami yapılması kararına karşı Ankara Tabip Odası, Mimarlar Odası ve Gazi Üniversitesi öğretim üyelerinin katılımıyla bugün 12.30’da Gazi Üniversitesi Hastanesi bahçesinde basın açıklaması yapılacağını...

Mesaj panosu

Haberin Devamı


-BALYOZ davasında 3 yıldan fazla tutuklu kalan, yeniden yargılanıp beraat eden, TSK’nın seçkin kadrosundan, kumpas mağduru, muvazzaf 46 subay Yüksek Askeri Şûra’da (YAŞ) terfi bekliyor; hak iadesi için son bir gün kaldı! A.D.
-İZMİR’de en az 500 bin Suriyeli varmış. Nüfusun % 10’undan fazla. Kaynak ilginç: İzmir Suriyeliler Derneği Başkan. S.T.

Türkiye’ye ‘Masaya otur değil

PKK’ya terörü bitir’ denmeli

ESKİ büyükelçi ve milletvekili Onur Öymen, BBC’nin Türkiye’ye yönelik terörist saldırılarla ilgili sorularını yanıtlarken, “PKK’nın bu saldırıları durduracağının işareti yok” dedi.
Teröristlerin bir hastaneye saldırdıklarını da bildiren Öymen, şu benzetmeyi yaptı:
“İkinci Dünya savaşında Nazi’lerin Stalingrad’da askeri hastanelere saldırmalarından sonra dünyada bunun örneğini bulmak zordur.
Türk Hava Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’ta sivil hedefleri bombaladığı iddiasına Genelkurmay Başkanlığı cevap verdi. Sivillerin hedef alınmadığını, vurulan yerlerin teröristlerin sığınma alanları olduğunu söyledi.
Suruç katliamının düzenlenmesinden Cumhurbaşkanı’nı sorumlu tutmaya çalışan iddiaların ciddiye alınmaması lazım.
Barzani; PKK’ya, Kuzey Irak’ı terk etme çağrısında bulundu. Batılı müttefiklerimizden de benzeri bir çağrı bekliyoruz. Kuzey Irak’ta maalesef devlet otoritesi bulunmamaktadır. Ne Irak hükümetinin ne de Barzani’nin PKK’yı Irak topraklarından çıkarma gücüne ve iradesine sahip oldukları kanısındayım.
Hükümetin, kısmen Batı ülkelerinin de telkiniyle birkaç yıldan beri PKK liderliğiyle yaptığı temaslar sonuç vermedi. Bence artık dost ülkelerin Türkiye’ye yeniden masaya oturma çağrısı yapmak yerine PKK’ya terörü tamamen sona erdirmeye yönelik baskılarda bulunmaları daha doğru olur.”
Öymen’in söylediklerine biraz kulak kabartmakta yarar vardır.


Prof. Çelikel:

Puslu ortamdan endişeliyiz

BİR süreden beri ulusal güvenliğimizi tehdit eden pek çok kahredici olay yaşamaktayız. Nasıl sonuçlanacağı bilinmeyen bir savaş, gencecik evlatlarımızın canını alıyor. Olaylar hepimizi sevgililerini kaybeden eşleriyle, babasız kalan çocuklarıyla, yürekleri yanan anne ve babalarıyla birlikte unutulmayacak acılar içinde bırakıyor. Sanki 90’lı yıllar yeniden yaşanıyor.
Vatandaş olarak yaklaşık 30 yıldan beri PKK terörünün doğurduğu ölümleri, kan ve gözyaşının tekrarını istemiyoruz. Bu savaşın bir an önce durmasını talep ediyoruz. Böyle bir savaşın kazananı olmaz, kaybedenleri olur.
Siyaset, toplumun bütün kesimlerinin çıkarlarını dengeli olarak korumaya muktedir bir güçtür. Yeter ki kişisel hırs ve çıkarlardan arındırılmış bir ulusal bakış açısı, önümüzü aydınlatsın. Siyaset engin bir bilgi, deneyim ve uzlaşma sanatıdır. Bu sanat kişileri hedef göstererek değil, demokrat Türkiye’nin bütünlüğü, halkın çıkarları için devreye girmelidir.
Öte yandan Ortadoğu’yu esir alan, milyonlarca insanı yerlerinden eden, acımasız, vahşi yöntemlerle intikam alan Suriye savaşının ideolojik korkutucu yüzü IŞİD, eylemlerini sürdürüyor. Toplumun güvenliği için IŞİD’le mücadele, devletin sorumluluğundadır.
Demokrasiden nasibini almamış şeffaf olmayan ülkelerde bilinmeyenler, ürperten dedikodu ve yorumlarla halkı tahrik edebilmektedir. Yine demokrat olmayan ülkelerde belirli kurumlar, STK’lar, kişiler, bir kısım medya ve siyasal iktidarca hedef gösterilebilirler. ÇYDD böyle saldırıları yaşamış bir kuruluş olarak hep dikkatli davranmaktadır. ÇYDD’nin ‘Çağdaş bir Türkiye’ hedefini kendi çıkarlarına aykırı gören antidemokratik grupların ve iktidarın Ergenekon tertiplerini, acımasız uygulamalarını unutmadık. Son günlerde de bir gazete, daha önce sık sık yaptığı gibi, ÇYDD’yi yalan haberlerle hedef göstermektedir.
Önümüzü göremediğimiz bugünlerde yurttaşlar olarak olayları izlemenin, ülkemize sahip çıkmanın, düşünmenin, soğukkanlı olmanın zamanıdır.
İçinde bulunduğumuz bu belirsiz ve puslu ortamda endişelerimizi kamuoyuyla paylaşmak ihtiyacını duyuyoruz.
Prof. Dr. Aysel Çelikel
Genel Başkan

Yazarın Tüm Yazıları